Sınıfiçi diyaloglar
Bu dönem sabah ve öğleden sonra girdiğim 2 sınıfım var. Sabah sınıfı bildiğiniz bitki! Sınıfta 2 kızcağız var. Bana acıdıkları için sorduğum sorulara mırıl mırıl cevaplar veriyolar. Geçen hafta bu gruba bir sonraki ders video odasına gideceğimizi söyledim. Ders zamanı geldi, aynı koridorum sonundaki video odasına gittiğimde sınıftan kimse yoktu. Hemen sınıfa gittim, baktım benim duvar sarmaşıklarım kafaları duvara yaslamış vaziyette oturuyolar kolçaklı sandalyelerinde. "Eee?" dedim, "niye buradasınız?". "Biz de geliyoduk"la "Ha?", "Kim?", "Nereye?" (tabii ki tüm tepkiler Türkçe) diyerek bir önceki dersin sonunda en basit kelimelerle kurulmuş, son derece basit bir İngilizce cümleyi "intermediate" olan seviyelerine rağmen anlamamış olduklarını kavramak sarsıcıydı. Kim bilir şu son 5 haftadır anlattığım şeyleri ne sanıyorlar? Fena!
Yine aynı sınıfta bu sabah sorduğum soruya yanıt almak için kıvranırken, tüm sessizliğin ve tepkisizliğin içinden bir "mırıltı" yükselince kendimi tutamayıp "Anaaammm! Ölü kıpırdadı" dedim. Güldüler ama yüz kaslarını oynatmak zorunda bıraktığım için de bana ayıplayan bakışlar atmayı ihmal etmediler!
Öğleden sonraki sınıfım ise ayrı bir hikaye. Daha tepkililer, ama arada tepkileri sabır sınırlarımı da zorlayabiliyor. Azıcık şımarttım onları sanırım, çünkü en azından kurduğum İngilizce cümleleri anlıyor ve cevap veriyorlar. Bir de çok sevimliler. (Evet örtmenler öğrenci kayırıyor, ne var bunda? Biz de insanız nihayetinde.) Kızıyormuş gibi yapıyorum, ama içim acıyor aslında. Neyse. Bu sınıfta muzurun önde gideni bir çocuk var. Zehir gibi bir zeka, ama tembel. Sene sonunda uluslararası bir yeterlilik sınavına girip hazırlığı atlayabileceğine inanıyor, ama bence imkansız.
Geçen hafta ufak bir quiz yapıyordum. Sınav düzeninde oturmalarına rağmen bu haşarı çocuk etraftan doğru cevap toplama derdinde kıpırdanırken, buyurduğum anlamlı "Napıyosun? Sınav bu! Kopya çekme," emrine (!) "Hocam sınavda kopya çekmezsem nerede çekebilirim ki?" diyince gülmekten başka bir şey yapamadım. Dedim ya, kızamıyorum bu sınıfa.
Ama yine de THANK GOD IT'S FRIDAAAAAAY!
Not: Eskiden yazdıklarımı 30 kez gözden geçirir, ifade ve imla bozukluklarını büyük bir dikkatle düzeltirdim de, düzeltirdim. Artık yazdıklarımı 2. kez okumuyorum bile. Saygısızlık olarak algılamayın nolur. Böylece daha sık yazabiliyorum sanki. Ohh itiraf ettim hafifledim! İyi haftasonlarııııııı...



4 yorum:
Syndercim,
Senin bu okul hikayelerine bayılıyorum. Öyle güzel anlatıyorsun ki, çocukların hepsi gözümün önünde canlanıyor.
Sen yaz yeter, düzeltmelerini biz yaparız, gerekirse...
:))
yazılarınızı bugün tesadüfen gördüm
okudum ve çok beğendim, bugün 09.02.2011 ama sizin en son yazınız
05.11.2010 tarihli,bunca zamandır
neden yazmadınız?
yeni yazılarınızı merakla bekliyorum.sevgiler.
Merhaba jıl :)
Çok ihmal etmişim bu blogumu ne deseniz haklısınız... ilk fırsatta yazayım diyordum ki, malum kapatılma olayıyla iyice canım sıkıldı... ne yapmalı, ne etmeli bilemedim ben de...
Sevgiler,
Tabii ki yazmaya devam.İmla hatalarını atlarız biz,daha sık ve çok yazı.
Yorum Gönder